8. sınıf deyimler ve atasözleri: bilinmesi gereken 100 atasözü ve 100 deyim
100 atasözü ve 100 deyim, her biri anlamıyla. 8. Sınıf Anlam Bilgisi Paragraf Soru Bankası kitabının Cümlede Anlam (s. 48–49) ve Parçada Anlam (s. 102–103) bölümlerinin başındaki listelerden, kitaptaki sırayla.
Atasözleri ve anlamları
Bilinmesi gereken 100 atasözü ve anlamı s. 48–49
- Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
- Yoksulun şansı hemen hemen hiç gülmez, bunun için hangi işe el atarsa atsın zengin gibi kazanamaz.
- Aba vakti aba, yaba vakti yaba.
- Kişi, kendisine gerek olan şeyleri vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman satın almalıdır.
- Aman dileyene kılıç kalkmaz.
- “Mertliğinize güvenip size teslim olan düşmanın canına kıyılmamalıdır.” anlamında kullanılan bir söz.
- Ağaç, yaprağıyla gürler.
- İnsanın sevenleri, akrabaları, dostları varsa bunlarla güç bulur; varlığını gösterir.
- Ev alma, komşu al.
- “Komşuluk ilişkileri, iyi komşuya sahip olma çok çok önemlidir.” anlamında kullanılan bir söz.
- Görünen köy kılavuz istemez.
- Ne kadar gizlense de gerçekler ortadadır.
- Akıl yaşta değil baştadır.
- “Akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.” anlamında kullanılan bir söz.
- Ak akçe kara gün içindir.
- “Çalışarak kazandığımız para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan kurtarır” anlamında kullanılan bir söz.
- Bugünün işini yarına bırakma.
- Her şeyi vaktinde yapmak, ertelememek gerekir.
- Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
- “İşin içinde olmayanlar o işi kolay veya kârlı sanırlar” anlamında kullanılan bir söz.
- Dinsizin hakkından imansız gelir.
- “Acımasız olan kişiyi, kendisinden daha acımasız biri yola getirir” anlamında kullanılan bir söz.
- Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
- “Anlayışlı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler oysa anlayışsız kimselere ne söylense yararsızdır.” anlamında kullanılan bir söz.
- Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış.
- “İnsan kendi aklını başkasınınkinden üstün görür.” anlamında kullanılan bir söz.
- Atanın sanatı oğla mirastır.
- Bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür.
- Ay görmüşün yıldıza minneti (itibarı) yoktur.
- Bir şeyin çok üstününü, çok güzelini görmüş olan kimse, ondan daha az değerde olanını beğenmez.
- Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir.
- “Çalışmak insanı tembellikten kurtarır.” anlamında kullanılan bir söz.
- Dibi görünmeyen sudan geçme.
- “Bir işe girişirken her yönünü iyice araştır.” anlamında kullanılan bir söz.
- Buğday başak verince orak pahaya çıkar.
- “Gereksinim duyulan şey değer kazanır.” anlamında kullanılan bir söz.
- Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler.
- “Geçim sıkıntısı yaşayan kimse sıkıntısını gidermek için türlü yollara başvurur, canı yanan ise sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.” anlamında kullanılan bir söz.
- Babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır.
- “Miras yoluyla mal edinen kimse, onun için ne denli çabalar gösterilip sıkıntı çekildiğini bilemez.” anlamında kullanılan bir söz.
- Ağlar gözden, sahte sözden kendini sakın.
- Kendini acındıranlardan kork.
- Varlığa darlık olmaz.
- Zengin olanın gücü her şeye yeter.
- Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar.
- “Büyüklerinin sözünü tutmayıp onların gösterdikleri yoldan gitmeyenler toplum içinde ziyan olup giderler.” anlamında kullanılan bir söz.
- Söz gümüşse sükût altındır.
- “Susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir.” anlamında kullanılan bir söz.
- Ağanın gözü ata tımardır.
- “İş sahipleri denetimlerini sürekli yaparlarsa işler yolunda gider.” anlamında kullanılan bir söz.
- Bir çiçekle bahar olmaz.
- Küçük, güzel bir belirtiyle doyurucu sonuca ulaşılmaz.
- Canı yanan eşek, attan yöğrük olur.
- Zarara veya kötülüğe uğrayan kimse acısını çıkarmak ve bir daha aynı duruma düşmemek için aşırı çaba harcar, anlamında kullanılan bir söz.
- Besle kargayı, oysun gözünü.
- Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir.
- Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.
- Sırrını açma dostuna, o da söyler dostuna.
- Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.
- “Atak kişi tehlikeyi göze alarak işe girişir ve çabuk sonuç alır.” anlamında kullanılan bir söz.
- Gün doğmadan neler doğar.
- “Beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır.” anlamında kullanılan bir söz.
- Eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz.
- “Bir kimsenin işi bozulduğunda, durumunu düzeltmek için en büyük çabayı kendisinin göstermesi gerekir.” anlamında kullanılan bir söz.
- Bakmakla usta olunsa köpekler kasap olurdu.
- “Yapmadan yalnızca nasıl yapıldığına bakarak hiçbir şey öğrenilemez.” anlamında kullanılan bir söz.
- Ananın bastığı yavru incinmez.
- “Annenin acı sözü çocuğuna ağır gelmez.” anlamında kullanılan bir söz.
- Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir.
- “Yerinde söylenen sözler işlerin yoluna girmesini sağlar; ölçüsüz ve sert söylenen sözler ise karşıdakini öfkelendirir.” anlamında kullanılan bir söz.
- Baş ağır gerek, kulak sağır.
- “Kişi ağırbaşlı olmalı ve dedikoduları dinlememelidir.” anlamında kullanılan bir söz.
- Uşağı işe koş, sen de ardına düş.
- “Çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir.” anlamında bir söz.
- Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
- Herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.
- Aç gezmekten tok ölmek iyidir.
- Beslenmek her canlının temel ihtiyacıdır, aç kalan kişi sağlıklı ve istediği şekilde hayatını sürdüremez, yaşamanın tadına varamaz. Bu nedenle, ölürken bari tok olmak arzular.
- Duvarı nem, insanı gam yıkar.
- Nem demiri nasıl paslandırıp çürütürse gam da insanı öylece yıpratır.
- Adamın alacası içinde, hayvanın alacası dışındadır.
- Hayvanın rengi dışındadır, bellidir. Ama insanın rengi içindedir. Ne düşündüğü, ne yapmak istediği, kısaca iç yüzü belli değildir.
- Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
- Bir ana baba nasılsa çocukları da onlara benzer.
- Ağacın kurdu içinde olur.
- Bir topluluğu çürüten ögeler kendi içinde bulunur.
- Ağustosta gölge kovan, zemheride karnını ovar.
- Vakit ve fırsat varken geleceğini sağlamaya çalışmayıp keyfe, zevke dalan, fırsat elden gittikten sonra aç ve perişan olur.
- Akarsu kendi çukurunu kazar.
- Bir şeyler yapma isteği ve gücü bulunan kişi, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur.
- Akıllı, sözünü akılsıza söyletir.
- Başkası adına konuşmak, insanın başını derde sokar.
- Alet işler, el övünür.
- İnsan ne kadar usta olursa olsun, gerekli araçlar olmadıkça kusursuz iş yapamaz.
- Altın eli bıçak kesmez.
- Hünerli kişiye yaşama güçlükleri etki yapamaz. O, sarsılmadan işini sürdürür.
- Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
- Kişiler ilk önce çevrelerinden etkilenirler. Kişileri toplumlar yetiştirir. Eğer arkadaş çevresi kötü olan bir ortamda ise kötü, iyi ve paylaşımcı bir çevrede isek biz de iyi huylu ve yardımsever insanlar oluruz.
- Atın ölümü arpadan olsun.
- Çok sevilen bir yiyecekten aşırı yenirken dokunsa da katlanılacağını anlatır.
- Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.
- Bir insan hakkında herhangi bir yargıda bulunmak için söylediği sözlere değil yaptığı işlere bakmak gerekir.
- Aza sormuşlar nereye, çoğun yanına demiş.
- “Küçük kazançların bile hep varlıklı kimselere düştüğü kanısını belirtir.” anlamında bir söz.
- Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.
- Babanın yaptığı kötü bir işin sıkıntısını oğul çeker.
- Bal olan yerde sinek de olur.
- “Güzel şeyin çevresinde ondan yararlanmak isteyen asalaklar dolaşır.” anlamında bir söz.
- Baş sallamakla kavuk eskimez.
- Bir kimsenin suyunca gitmekten, söylediklerine evet, peki demekten zarar gelmez.
- Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur.
- Günler birbirinden çok farklı olmadığı hâlde hava yavaş yavaş ısınarak yaz, aynı biçimde yavaş yavaş soğuyarak kış gelir. Bu durum toplumun gelişmesinde ve gerilemesinde de görünür.
- Bin bilsen de bir bilene danış.
- İnsan bir şeyi ne denli iyi bilse de o işi yapmak istediğinde daha iyi bilen birine akıl sormalıdır.
- Bir çöplükte iki horoz ötmez.
- Bir toplumda iki baş olmaz. Olursa aralarında anlaşmazlık çıkar, biri ötekini uzaklaştırır.
- Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar.
- Herkesin yararlanabileceği şeyden kimi kişiler yararlanır da başkalarına yararlanma olanağı vermezlerse bundan büyük kavga çıkar.
- Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.
- “Başaramayacağın, sonuçlandıramayacağın bir konuda kesin sözler söyleme.” anlamında kullanılan bir söz.
- Cambaz ipte, balık dipte gerek.
- Kişi, uzmanlığının gereği ne ise onu yapmalıdır.
- Çiftçinin ambarı sabanın ucundadır.
- İnsanın eline ancak kazandığı şey geçer. İyi sonuç almak isteyen kimse çok çalışmalı, işine dört elle sarılmalıdır. Nitekim toprak, iyi sürülürse bol ürün verir.
- Çivi çiviyi söker.
- Güç bir şey, güçlü bir şeyle yenilir. Çetin işlerin üzerine sağlam bir irade ve olağan gücümüzle yüklenmeliyiz.
- Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır.
- Bilgili kimselerin olmadığı yerde cahil kişi bilgiçlik taşlar.
- Deli deliyi görünce değneğini saklar.
- Saldırgan kimse, kendisi gibi birine saldırmaktan çekinir.
- Demir tavında dövülür.
- Bir işin yapılması için uygun olan bir durum ve bir zaman vardır.
- Dervişin fikri ne ise zikri de odur.
- İnsan, kafasının içindeki düşünce ne ise konuşmasında onu dile getirir.
- Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.
- Küçük bir çıkar peşinde koşmak, çoğu kez kişinin büyük zararlara uğramasına yol açabilir.
- Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.
- Doğru sözlü olan kişi, bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır. Çünkü sevilmeyen, istenmeyen kişi olacak, orada barınamayacaktır.
- Dost, dostun eyerlenmiş atıdır.
- Gerçek dost, arkadaşının sıkışık zamanında yardımına koşmaya hazır durumdadır.
- Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane.
- İnsan eninde sonunda ölecektir, ölümden kaçış yoktur, onun için insan hiç beklenmedik bir şeyden bile ölebilir, çünkü gerçek neden kişinin yaşama süresinin dolmuş olmasıdır, anlamında söylenir.
- Eğreti ata binen tez iner.
- Geçici olarak başkasının malını ve yetkisini kullanan kişi, çok geçmeden bu mal ve yetkiyi asıl sahibine bırakacaktır.
- Et tırnaktan ayrılmaz.
- Çok yakın akrabalar arasındaki bağ, aralarında ne kadar anlaşmazlık çıkarsa çıksın, kolay kolay kopmaz.
- Güneş girmeyen eve doktor girer.
- Ev, güneş almalıdır. Güneş, vücudu güçlendirir, birçok mikrobu öldürür, birçok hastalığa iyi gelir. Güneşsiz evde hastalık eksik olmaz.
- Her çok azdan olur.
- Çok dediğimiz şeyler, azların birikmesiyle meydana gelmiştir. Çoğu elde etmek için azları biriktirmeye önem verilmelidir.
- İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.
- Başkasına zararı dokunacak bir davranışı yapmadan önce iyi düşün, kendi kendini eleştir.
- İki cambaz bir ipte oynamaz.
- Aynı ölçüde kurnaz, düzenci iki kişi, birbirlerini aldatmak için bütün becerilerini göstereceklerinden, birlikte bir iş göremezler.
- İyi olacak hastanın doktoru ayağına gelir.
- Allah, kötü bir durumun iyiliğe dönmesini dilemişse bunu yapacak kimse işin üstüne gelir.
- Kargaya yavrusu şahin görünür.
- İnsanlar sevdikleri kişilerin yetenek ve özelliklerini olduğundan daha üstün görürler.
- Kol kırılır, yen içinde kalır.
- Birbirine yakın insanlar veya gruplar arasında olabilecek sorunların, yine bu bütünlük içerisinde konuşulması ya da halledilmesi gereklidir.
- Körler memleketinde şaşılar padişah olur.
- Hepsi bilgisiz olan bir çevrede azıcık bilgisi bulunan başa geçer.
- Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
- Kış, giderayak şiddetli geçer. Bundan dolayı mart ayında şiddetli soğuklar olur. Kışın sonuna gelindiğinden odun, kömür de azaldığı için kazma, kürek saplarını yakacak duruma düşülür.
- Merhametten maraz doğar.
- Kimi kişiler, kendilerine acıyıp iyilik edenlerin başını derde sokarlar ya da bu iyiliği kötüye kullanırlar.
- Nasihat istersen tembele iş buyur.
- Tembel kişi, kendisine buyrulan iş için çözüm yolları gösterir. Bununla da yetinmez, o işi kendi yararına uygun düşecek biçimde yapmayı önerir.
- Nerde birlik orda dirlik.
- Kişiler arasında anlaşma, duygu ve düşünce birliği olursa orada huzur, güven ve düzen olur.
- Otu çek, köküne bak.
- Kişinin kimliğini doğru olarak öğrenmek isterseniz soyuna sopuna bakınız.
- Paça ıslanmadan balık tutulmaz.
- Hiçbir nimet zahmet çekilmeden, özveriye katlanılmadan elde edilemez.
- Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
- Bir işin sonunun nasıl geleceği şimdiki gidişinden belli olur.
- Sen işten korkma, iş senden korksun.
- İnsan, yapacağı işi gözünde büyütmemeli, yenmeye azmederek çalışmaya koyulmalıdır.
- Şaşkın misafir ev sahibini ağırlar.
- Misafiri ağırlamak ev sahibine düşer. Ama şaşkın misafir bunun tersini yapar. Başkasının görev ve yetkilerini üzerine alan böyle akılsızlar başka konularda da görülür.
- Al elmaya taş atan çok olur.
- Değerli kimselere sataşan çok olur.
- Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
- Önemsiz kişi, önemli kişiye küsse önemli kişinin umurunda bile olmaz.
- Verirsen veresiye, batarsın kara suya.
- Veresiye bir şey verme. Çünkü alanların borçlarını ödememeleri yüzünden batabilirsin.
- Yanlış hesap Bağdat’tan döner.
- Yanlış bir yolda olduğunu anlayan kişi, bu uğurda ne denli emek ve para harcamış olursa olsun, geri dönüp doğru yola yönelmelidir.
- Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.
- Yetiştirdiğimiz, büyüttüğümüz gençler, bizi beğenmezler.
- Yılan kendi eğrisini bilmez, deveye “boynun eğri” der.
- Kişi kendine bakmadan, kendi kusurlarını görmeden başkalarının kusurlarını görür ve yüzlerine vurur.
- Yörük ata kamçı değmez.
- İşini dürüst yapan, gücü yettiği kadar çalışan ve onu yeterlikle yapan kişiyi sıkıştırmak gerekmez.
- Zenginin malı züğürdün çenesini yorar.
- Yoksullar zenginlerin malını, parasını konuşur dururlar, bu onların çenesini yormaktan başka bir işe yaramaz.
- Yuvayı yapan dişi kuştur.
- Bir evin yönetim, geçim düzenini ve ailenin mutluluk içinde yaşamasını kadın sağlar.
- El el ile, değirmen yel ile.
- Bir değirmenin çalışabilmesi için rüzgâr ne kadar zorunlu ise insanların başarıya ulaşabilmeleri için birbirlerine yardımcı olmaları o kadar gereklidir.
Deyimler ve anlamları
Bilinmesi gereken 100 deyim ve anlamı s. 102–103
- Zıvanadan çıkmak
- Çok sinirlenmek, öfkelenmek.
- Akla karayı seçmek
- Bir işi yaparken çok zorlanmak, yapıncaya değin çok güçlüklerle karşılaşmak.
- Aynı yolun yolcusu
- Kaderleri, düşünceleri, davranışları birbirine benzer olan.
- Özü sözü bir (olmak)
- Söylediği söz ile yaptığı iş veya davranışları örtüşen, tutarlı olan.
- Ekmek kapısı
- Geçim sağlayan iş yeri.
- Kapı aralamak
- Bir konuya giriş yapmak, karşısındakini hazırlamak.
- Aklına esmek
- Daha önce düşünmemiş olduğu bir şeyi birden yapmaya karar vermek.
- Aynı tas aynı hamam
- Hiçbir şey değişmemek, her şey olduğu gibi kalmak.
- Göklere çıkarmak
- Aşırı derecede övmek.
- Dut yemiş bülbüle dönmek
- Neşe ve konuşkanlığını yitirmek, susmak.
- Bin dereden su getirmek
- Birini kandırmak için birçok sebep ileri sürmek, dil dökmek.
- Maymun iştahlı
- Hevesi çabuk geçen, kararsız.
- Rayına girmek
- Düzene sokulmak, iyi bir duruma gelmek.
- Bal dök yala
- Her tarafı tertemiz yapmak.
- Çantada keklik
- Çabucak elde edilmek. Emek harcamadan sahip olmak.
- Ağız ağıza vermek
- İki kişi birbirine pek yakın durarak başkaları işitmeyecek bir biçimde konuşmak.
- Atıp tutmak
- Bir kimse veya bir şey için kötü konuşmak.
- Başının çaresine bakmak
- Kimseden yardım görmeden kendi işini kendi yapmak.
- Dikkat kesilmek
- Bütün dikkatini bir şey üzerinde toplamak.
- Doğru bulmak
- Uygun bulmak, onaylamak.
- Doğru söz acıdır
- “Eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleştiren söz, bu işi yapanlara acı gelir” anlamında kullanılan bir söz.
- Alıcı gözüyle bakmak
- İnceden inceye gözden geçirmek.
- Aslına bakarsan
- “Doğruyu, gerçeği ararsan” anlamında kullanılan bir söz.
- Ağız tamburası çalmak
- Sözle avutmaya, oyalamaya çalışmak.
- Zor alıma çarpmak
- Kişi mallarına devlet adına yasal olarak el koymak.
- Çam devirmek
- Karşısındakine dokunacak veya kötü bir sonuç doğuracak söz söylemek.
- Buyurun cenaze namazına!
- Beklenmedik kötü bir durum karşısında üzüntü anlatan bir söz.
- Güme gitmek
- Değeri anlaşılmadan yitip gitmek.
- Kozunu paylaşmak
- Aralarındaki anlaşmazlığı zora başvurarak çözümlemek, sona erdirmek.
- Balık kavağa çıkınca
- Hiçbir zaman, anlamında kullanılan bir söz.
- Afi kesmek
- Birine karşı gösteriş yapmak.
- Atla deve değil
- Değerce fazla olmayan.
- Maskaraya çevirmek
- Özellikle yüze vurarak çok dayak atmak.
- Sözüm meclisten dışarı
- Konuşma arasında çirkin veya uygunsuz bir söz kullanmak gerektiğinde o sözden orada bulunanların alınmamasını belirtmek için söylenen bir söz.
- Acısını almak
- Sıkıntısını, üzüntüsünü azaltmak.
- Acı soğuk
- Keskin, hoşa gitmeyen, çok üşütücü soğuk.
- Açığa vurmak
- “Gizli, saklı bir şeyi herkese duyurmak, ortaya çıkarmak.”
- Bağrına basmak
- Kucaklamak, kolları ile sararak göğsüne yaslamak.
- Bam teline basmak
- “Bir kimseyi, duyarlılık gösterdiği konuda kızdıracak söz söylemek, öfkelendirecek bir şey yapmak.”
- Can evinden vurmak
- “En etkileyici, en can alıcı yönden saldırmak; bir daha yaşama imkânı kalmayacak şekilde vurmak.”
- Can damarına basmak
- “Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.”
- Çakı gibi
- Canlı ve atik, çevik.
- Çarşamba pazarı
- Her şeyi açıkta olan, karmakarışık yer.
- Bir pula satmak
- Bir kimseyi bir çıkar uğruna harcamak.
- Dağa çıkmak
- Hükümete, kanunlara karşı gelerek dağlara çekilmek, buralarda eşkıyalık etmek.
- Dallanıp budaklanmak
- “Genişleyip yayılmak, gittikçe büyüyerek karışık bir durum almak.”
- Dar kafalı
- “Anlayışı, kavrayışı az; yeniliklere açık olmayan.”
- Ecel aman verirse
- Ölmezsem, ömür yeterse.
- Edebiyat yapmak
- “Bir işe yaramayan, konuyu açıklamaya yetmeyen, gerçeği yansıtmayan süslü, parlak ve gereksiz sözler söylemek.”
- Eciş bücüş
- Çarpuk çurpuk, eğri büğrü, düzgün yanı olmayan, çirkin bir biçim almış bulunan.
- Elde avuçta bir şey kalmamak
- Parasını, malını, tüm varlığını harcayıp bitirmiş olmak.
- El elde baş başta
- Masrafla para birbirine denk geldi.
- Elini kolunu sallaya sallaya gelmek
- Bir işten sonuç almaksızın dönmek, gelirken hiçbir armağan getirmemek.
- Bıçak silmek
- Bir işi bitirmek.
- Faka basmak
- Tuzağa düşmek, aldatılmak.
- Fincancı katırlarını ürkütmek
- Zararı dokunacak bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak.
- Fink atmak
- Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek, şurada burada oynayıp zıplamak.
- Fora etmek
- Açmak, çözmek.
- Fütur getirmemek
- Bezginlik getirmemek, umutsuzluğa düşmemek.
- Gemi azıya almak
- Söz dinlemez olmak.
- Gece kuşu
- Geceleri gezip dolaşan, bunu huy edinen kimse.
- Gırla gitmek
- Bol bol ortaya dökülüp harcanmak.
- Habbeyi kubbe yapmak
- Önemsiz, küçük bir şeyi büyütüp mesele çıkarmak.
- Haddi zatında
- Aslında.
- Hangi dağda kurt öldü?
- Kendisinden hiç umulmayan, beklenilmeyen bir kimsenin olumlu davranışı görüldüğünde; “Nasıl oldu da böyle güzel bir iş, bir iyilik yaptı?” anlamında söylenir.
- Kılı kırk yarmak
- Bir meseleyi en ince ayrıntılarına kadar soruşturmak, incelemek.
- Iskartaya çıkarmak
- İşi yaramaz, değersiz bularak bir yana atmak.
- İçi dışına çıkmak
- Bindiği taşıtın çok sarsılması yüzünden bedenî rahatsızlık duymak.
- Kafadan kontak (sakat)
- Düşüncesiz, delice işler yapan, aklı kıt.
- Kaldırım mühendisi
- İşsiz güçsüz, sokaklarda dolaşan kimse.
- Laçka olmak
- Herhangi bir iş gevşek ve düzensiz yürütülmek.
- Maraza çıkarmak
- Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak.
- Namus belâsı
- Namusunu, şerefini, itibarını korumak için katlanılan sıkıntılı durum, kabullenilen zarar ziyan.
- Tereciye tere satmak
- Birine çok iyi bildiği bir şeyi öğretmeye kalkmak.
- Palas pandıras
- Acele olarak, hazırlanmaya zaman bulamadan.
- Ramak kalmak
- “Bir şeyin olmasına çok az kalmak” anlamında kullanılır.
- Koşun bağlanmak
- Koşun durumuna girmek, saf tutmak.
- Zora koşmak
- Güçlük çıkarmak.
- Pahalıya mal olmak
- Kolay elde edilememek; para, özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak.
- Renkten renge girmek
- Heyecan, korku ve utanmadan dolayı yüzünün rengi değişmek, sıkılmak.
- Abacı, kebeci, ara yerde sen neci?
- “Tamam, ilgililer bu işe karışabilirler, ama sen neci oluyorsun” anlamında kullanılır.
- Açık alınla
- Başarı, şeref, övünç ve dürüstlükle.
- Açık bono vermek
- Bir kimseye sınırsız, istediği gibi davranma yetkisi tanımak.
- Adam içine çıkmak
- Topluluğa karışmak, eşe dosta gitmek, değerli insanların bulunduğu yerlerde olmak ve onlarla görüşmek.
- A’dan Z’ye kadar
- Bütünüyle, baştan aşağı.
- “Bu sınıfın düzeni a’dan z’ye kadar bozuk.”
- Babasının hayrına
- Hiçbir çıkar gözetmeksizin.
- Bahtı kara
- Mutsuz, dertten kurtulamayan, işleri hep ters giden.
- Cadı kazanı
- Fesadın ve dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, türlü düşmanlıkların kaynaştığı, hile ve düzenlerin kurulduğu yer.
- Aslan kesilmek
- Aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek.
- Darısı (dostlar) başına
- “Kavuştuğum başarı ve mutluluğa tüm dostlarımın da kavuşmasını isterim” anlamında kullanılır.
- Defteri dürülmek
- İşine son verilerek bir yerden uzaklaştırılmak.
- Ecel teri dökmek
- Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.
- Ekmek elden su gölden
- Kendisi kazanmayıp başkalarının kazancı ile geçinen kimselerin durumunu anlatmak için kullanılır.
- Eli böğründe kalmak
- Çaresiz kalmak, bir şey yapamaz duruma gelmek, başarısızlığa uğramak.
- Elifi görse mertek sanır
- Cahil, okuması yazması yoktur.
- Fiskos etmek
- Birilerinin bulunduğu bir yerde birkaç kişi gizlice ve alçak sesle konuşmak.
- El ele vermek
- Birlikte davranmak, bir konuda birleşmek.
- Bardağı taşırmak
- Sabrını tüketmek.
- Damarına basmak
- Birini duyarlı olduğu bir konuda kızdırmak.
- Kaçın kurası
- Aldatılması güç, kurnaz; gün görmüş, geçirmiş; tecrübeli.
Kaynak: 8. Sınıf Anlam Bilgisi Paragraf Soru Bankası, “Bilinmesi gereken 100 atasözü ve anlamı” (s. 48–49) ve “Bilinmesi gereken 100 deyim ve anlamı” (s. 102–103).
Türkçe Atölyesi · turkceatolyesi.tr/deyimler-ve-atasozleri/8-sinif
Mini test: anlamdan ifadeyi bulun
Her soruda kitaptaki bir anlam çıkar; 8. sınıf listesinden doğru atasözünü ya da deyimi seçin. On soru, her denemede karışık.
Bu listeler hangi kitapta?
Kitapta atasözleri Cümlede Anlam, deyimler Parçada Anlam bölümünün başında; listeden sonra bölümün süreli testleri ve denemeleri geliyor. Testler ve cevap anahtarı yalnız kitapta.

