6. sınıf deyimler ve atasözleri: anlamları ve örnek cümleler

37 atasözü ve 40 deyim; her biri anlamıyla, deyimler örnek cümleyle. 6. sınıf Okuma Anlama Beceri Uygulamaları kitabının 10–22. derslerindeki Dilimizin Zenginlikleri sayfalarından.

“Dilimizin Zenginlikleri” bölümünde sınavlarda karşımıza çıkan atasözleri ve deyimleri anlamlarıyla paylaşılmıştır.

Kitabın tanıtım bölümü, s. 125
Mini teste geçin6. sınıf kavram sözlüğü

Atasözleri ve anlamları

10. ders · Paragraf analizi s. 46

Hamama giren terler.
Bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır.
Meyve veren ağaç taşlanır.
Bilgili, hünerli, işinde başarılı olan kimseler kıskanılır, eleştirilir ve işlerini yapmaları zorlaştırılır.
Deveden büyük fil var.
Herhangi bir konuda söz sahibi olanlardan daha büyük, daha yetkili biri mutlaka vardır.
Parayı veren düdüğü çalar.
Karşılığını ödediğinde insan istediğini elde edebilir.

11. ders · Mantık-muhakeme analizi s. 50

Vermeyince mabut, neylesin Mahmut.
Yüce yaradan, kişiye yetenek kısmet vermezse o kişinin elinden bir şey gelmez.
Yel kayadan ne koparır.
Sağlam karakterli, dürüst kişilere kimse kolay kolay bir zarar veremez.
Tebdil-i mekânda ferahlık vardır.
Kişi; yer değiştirince ferahlar, kendini daha mutlu ve başka hissetmeye başlar.
Tereciye tere satılmaz.
Bir işin ustasına o işi nasıl yapılacağı öğretilmez.

14. ders · Anı analizi s. 66

Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir.
Çok güçlü olup da çalışmayan kimselerden; güçsüz olup da çalışan, geçimini sağlamak için uğraşan kimseler daha iyidir.
Atın varken yol tanı, ağan varken el tanı.
Elde bulunan olanaklardan zamanında yararlanarak gezip dolaşırsak, eş dost edinmek gerek.
Deve Kabe’ye gitmekle hacı olmaz.
Kötü niteliklere sahip kişiler değerli kimselerin bulundukları bir yere gittikleri zaman, bu onların da değerli oldukları anlamına gelmez.
Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir.
Dağ başında kışın fırtına eksik olmadığı gibi kişinin yaşamında da yıpratıcı olaylar eksik olmaz.

15. ders · Görsel analizi s. 70

Bir musibet bin nasihatten yeğdir.
Yaşanan bir olay, binlerce öğütten daha etkilidir.
Bal bal demekle ağız tatlanmaz.
Bir iş bitirmede tatlı sözler söylemek yeterli olmaz, sözünü etmekle güzel bir şey gerçekleşmez.
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.
Tamah, açgözlülük insanı küçük çıkarlar peşinde koşturur; onu tehlikelere iter, felâketlerle karşı karşıya bırakır.
El elin nesine, gülerek gider yasına.
Bir kimsenin acısı başkasının umurunda olmaz, bu acıyla ilgilenir görünse bile keyfini bozmaz.

16. ders · Paragraf analizi s. 74

Ak akçe kara gün içindir.
Alın teri dökerek kazandığımız para, sıkıntılı anlarımız ve zor günlerimiz içindir.
Akan su yosun tutmaz.
Sürekli olarak iş değiştiren bir kimse başarı kazanamaz.
Dervişin fikri ne ise zikri de odur.
Bir insan ne düşünüyor, gönlünden ne geçiriyorsa bunu hareket ve sözleriyle belli eder; açığa vurur.
Görünen köy kılavuz istemez.
Açıkça belli olan bir durumu açıklamak gerekmez, o yeterince açıktır.

17. ders · Mantık-muhakeme analizi s. 78

Yanlış hesap Bağdat’tan döner.
Yanlış yolda olan bir kişi bu yolda ne kadar emek sarf etse de geri dönüp doğru yolda devam etmek zorundadır.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
Kötü, bozuk davranışlı kişilerle arkadaşlık kuranlar onların yanında dura dura onlardan kötü şeyler kaparlar.
Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır.
Kişi nereye giderse gitsin, nerede yaşarsa yaşasın sonunda kendi öz memleketine, bulunduğu çevreye döner, orada yaşamaya başlar.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Sürekliliği olan büyük işler kuvvet ve güç gerektirir. Çevreden yapılan geçici yardımlarla bu işler yürümez.

19. ders · Grafik-tablo analizi s. 90

Lafla peynir gemisi yürümez.
Söylemek, konuşmak tek başına bir anlam taşımaz. Sadece konuşmakla bir yere varılmaz, netice almak için çalışmak gerekir.
Buğday başak verince orak pahaya çıkar.
Değersiz gözüken şeylerin zamanı gelince değeri artar.
İyilik et, denize at; balık bilmezse, Hâlik bilir.
İyilik, karşılık beklenmeden yapılır. İyiliği Hz. Allah karşılıksız bırakmaz, iyiliğin verdiği mutluluk, insana yeter.

20. ders · Medya metinleri analizi s. 94

Ne ekersen onu biçersin.
Herkes, yaptığı iyilik veya kötülüğün karşılığını görür.
Nerede birlik, orada dirlik.
Duygu ve düşünce birliği olan topluluklar, dirlik ve düzen içinde yaşarlar.
Et tırnaktan ayrılmaz.
Birbirine çok yakın olan insanlar aralarında ne yaşanırsa yaşansın birbirlerinden kolay kolay kopamazlar.
Sel ile gelen yel ile gider.
Emeksiz kazanç devamlı olmaz. Nasıl gelmişse öyle de zayi olup gider.

21. ders · Şiir analizi s. 98

Su testisi su yolunda kırılır.
Bir kişi, hizmet ettiği amaç, iş uğruna kazaya uğrar, başına bir şey gelir.
Toprağı işleyen, ekmeği dişler.
Çalışan, emek veren kişiler sonunda o nimetten tadar, ona ulaşır.

22. ders · Masal analizi s. 102

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Bir kişinin söylediği yalan söz üzerinden fazla zaman geçmeden anlaşılır ve söyleyenin yalancı olduğu öğrenilir.
Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.
Bir olaydan zarar gören kimse buna benzer başka bir şeyle karşılaştığında daha seçici davranır, daha temkinli olur.
Önce can sonra canan.
İnsanoğlu bencildir, her şeyde önce kendini, sonra yakınlarını düşünür.
Marifet iltifata tabidir.
Başarılı bir kimse, desteklenir, takdir edilir, övülürse daha iyi işler yapar.

Deyimler, anlamları ve örnek cümleler

10. ders · Paragraf analizi s. 46

Kendini dev aynasında görmek
Büyüklenmek, kendini üstün görmek.
“Kendini dev aynasında görüyordu, başarı diye mutlu olduğu şeylerin olağan şeyler olduğunu göremiyordu.”
Ateşten gömlek
Zor durumda kalmak.
“Savaşın en zor görevini üstlenmişti, kader yine ona ateşten gömleği giydirmişti”
Bir eli yağda bir eli balda
Bolluk içinde yaşamak.
“Ailesine yokluk nedir yaşatmamıştı, bir eli yağda bir eli balda yaşıyorlardı.”
Mum gibi
Uysal, sakin hareket etmek.
“Aldığı cezadan sonra aklı başın gelmiş, mum gibi olmuştu.”

11. ders · Mantık-muhakeme analizi s. 50

Gafil avlanmak
Beklenmedik bir anda yakalanmak.
“Önde yakalanan kaleci, aşırtma şutu engelleyemedi; gafil avlanmıştı.”
Fi tarihinde
Çok eski bir zamanda olmak.
“Bize anlatılanları dün yaşanmış gibi dinliyorduk oysaki fi tarihinde yaşanan bir olayı anlatıyormuş.”
Eşiğini aşındırmak
İsteği için çokça talepte bulunmak.
“Vali Bey’den yanan evinin yerine iki oda bir göz ev rica edilmişti lakin zavallı adam eşik aşındırıp duruyordu.”
Dört başı mamur
Güzel, tam istenildiği gibi olmak.
“Son evladının da mürüvvetini görmüştü, dört başı mamur bir düğün de yapıldığına göre ondan rahatı yoktu.”

14. ders · Anı analizi s. 66

Kol gezmek
Kötü durum ve davranışlar çokça olmak.
“Bazı ülkelerde yoksulluğun kol gezdiği görülüyor.”
Dillerde dolaşmak
Her yerde kendisinden söz edilmek.
“Yeni kitabını herkesin dilinde dolaşıyordu, kitapçıya giren herkes bu kitabı soruyordu.”
Leyleği havada görmek
Çok gezmek.
“Gezilerin bir türlü bitmek bilmedi, galiba leyleği havada gördün.”
Pabuç eskitmek
Bir iş için bir yere çok gidip gelmek.
“Yeni bir iş bulmak için günlerdir pabuç eskitiyor lakin bir cevap alamıyordu.”

15. ders · Görsel analizi s. 70

Kol kanat germek
Korumak, kollamak.
“Ustasının hakkını yediremezdi, işi öğrendiği günlerde kendisine çok kol kanat germişti.”
Dolap çevirmek
Hileli bir iş yapmak.
“Ne dolaplar çevirdiğini en iyi akrabaları bilirdi, kaç kez tecrübe etmişlerdi bu numaralarını.”
Eski hamam eski tas
Hiçbir şeyin değişmemesi, aynı kalması.
“Bereket versin, işi kuru gürültüden ileri gitmediği, her şeyin eski hamam eski tas kaldığı çabuk anlaşıldı.”
Ekmeğine yağ sürmek
İstemediği hâlde birine yardımı dokunmak.
“Teknik adamın yaptığı oyuncu değişiklikleri, rakibin ekmeğine yağ sürdü.”

16. ders · Paragraf analizi s. 74

Sümen altı etmek
Bir işin yapılmasını engellemek.
“İşçilerini can kulağıyla dinlemişti, kimse bu isteklerinin sümen altı edileceğine ihtimal vermemişti.”
Zembereği boşalmak
Kendini tutamayarak uzun ve sesli gülmek.
“Atıf Bey’in mizahlı hikâyelerini dinlerken birçok kişi zembereği boşaltırdı.”
Kitabında yer almamak
Aklına ve mantığına aykırı düşmek.
“Emek, emek, emek diyordu; bir işçinin hakkını yemek kitabında yer almazdı.”
Tası tarağı toplamak
Bütün eşyasını toplayıp gitmeye hazırlanmak.
“Tasını tarağını kamyona koyup buralardan gitmek vardı ama olmuyordu işte...”

17. ders · Mantık-muhakeme analizi s. 78

Bir kalemde
Bir defada, bir hamlede yapmak.
“Bir kalemde bitmesi gereken işler aksıyor, gün geçtikçe daha da zorlaşıyordu.”
Dili varmamak
Bir sözü söylemeye gönlü razı olmamak.
“Bu kadar anlayışsız olunamazdı, gerçekleri yüzüne haykırmak vardı lakin dili varmıyordu.”
Gün doğmak
Elverişli ortamın oluşması.
“Yandaki dükkânın sahibi artık işine devam edemiyordu, daha fazla para kazanmak için gün doğmuştu.”
Kabına sığmamak
Taşkın davranışlarda bulunmak.
“Kabına sığamıyor, ellerini birbirine vurarak mahallenin ortasında ter ter tepiniyordu.”

19. ders · Grafik-tablo analizi s. 90

Karalar bağlamak
Yas tutmak.
“Karalar bağlama zamanı değil, savaş devam ediyor; acınızı yüreğimize gömüp cepheye yardıma gidelim.”
Kalburüstüne gelmek
Sivrilmiş olmak, seçkin duruma gelmek.
“Takımındaki diğer sporculara göre kalburüstü bir oyuncuydu, tekniği göze çarpıyordu.”
Mührünü vurmak
Özgünlüğünü göstermek, yansıtmak.
“Her işe dört elle sarılırdı, işten kaçanlara inat yer aldığı her işe mührünü vururdu.”
Baltalamak
Engel olmak, verimi düşürmek.
“Okumayı bırakmak yazmayı baltalar, yazmayı bırakmak zihni baltalar.”

20. ders · Medya metinleri analizi s. 94

Kemer sıkmak
Gideri azaltmak için çalışmak.
“Kemer sıkmak için çok geç kalınmıştı, şimdiden sonra yapılacaklar yeterli olmayacaktır.”
Sıcağı sıcağına
Anında, hemen yapmak.
“Kaza haberini sıcağı sıcağına vermek doğru olmaz, durumu iyice anlayıp öyle arayalım.”
Sudan çıkmış balığa dönmek
Yeni olaya-duruma alışmakta zorlanmak.
“Sudan çıkmış balığa dönen arkadaşım eski okulundan bahsedip duruyordu.”
Yola getirmek
Yanlış tutumu düzeltmek.
“Öğretmenin ikazları, öğrencilerin olumsuz davranışlarını zamanla yola getirdi.”

21. ders · Şiir analizi s. 98

Feleğin çemberinden geçmek
Hayatta acı tatlı günler yaşamış olmak.
“Feleğin çemberinden geçmiş olan bu adam, her ne yaşarsa yaşasın metanetli davranıyordu.”
Geçti Bor’un pazarı
Bir iş için uygun zamanı kaçırmak.
“Müşteriler artık dağılıyordu, geç kaldığını anladığında ‘Geçti Bor’un pazarı...’ diye geçirdi içinden.”
Harfi harfine
Değişiklik yapmadan, harfiyen yapmak.
“Dediklerimi harfi harfine tekrar etmemi istiyordu, ben ise onu takip etmekte zorlanıyordum.”
Kapı duvar
Ses seda çıkmaması durumu.
“Kapı duvar olmuştu, bir küçük söz söylememek için kendini zor tutuyordu.”

22. ders · Masal analizi s. 102

Karınca kararınca
Elinden geldiğince yardımcı olmak.
“Az çok demiyor, karınca kararınca yardım ediyordu.”
Nam salmak
Herkes tarafından bilinir olmak.
“Yeni taktikleri sayesinde nam salmıştı, spor yorumcuları her gün ondan bahsediyordu.”
Sözünün eri
Verdiği sözü tutmak.
“Sözünün eri bir çalışan arıyordu, işlerini takip edip dediği vakitte yapacak bir çalışan; eli ayağı olacaktı.”
Tavına getirmek
İşi en uygun duruma getirmek.
“Babam tavına gelmişti, istediğim oyunu aldırmanın tam zamanıydı.”

Kaynak: Okuma Anlama Beceri Uygulamaları 6. sınıf, Dilimizin Zenginlikleri (s. 46–102). Bir sınıfta tekrar eden ifade bir kez yazıldı.

Türkçe Atölyesi · turkceatolyesi.tr/deyimler-ve-atasozleri/6-sinif

Mini test: anlamdan ifadeyi bulun

Her soruda kitaptaki bir anlam çıkar; 6. sınıf listesinden doğru atasözünü ya da deyimi seçin. On soru, her denemede karışık.

Bu listeler hangi kitapta?

Kitapta 10–22. derslerdeki her analizin arka sayfasında 4 atasözü ve 4 deyim var; her analizde ayrıca 8 kavram. Liste dersin okuma ve anlama çalışmasıyla birlikte işleniyor.

Çerez tercihleri

Sepet ve güvenlik için gerekenler her zaman açıktır. İstatistik ve reklam ölçümü yalnız seçerseniz açılır; ayrı ayrı seçebilirsiniz.

Çerez politikası · Ticari e-posta ve SMS izinlerinizden ayrıdır.